HALLAC- I MANSUR ÖGRETISI VE KARMATILER-2
Din -i iman -i namaz-i hacc -i erkan -i zekat
Bahs-i da ‘vi seriat kamu güftar nedir ?
Ilm-i Kuran Hadis-i va’z la ders
Cümle alem bir mani imis bunca tekrar nedir?
Ilm-i tehvid okuyan medresenin ilmini okumaz
Gör gel ravzada ol sirri ile esrar nedir ?
Sözünü bilene cümle hakikattir sözden anlayana
Özünü bilmeyene cümle bir güftar nedir ? “
Nesimi
Karmati Kuran eksenli bir düsünce sistemi gelistirmis gibi görünsede bu taktiksel bir anlayisin ürünü olmakla birlikte kendi özünü Kuran’la kamufüle etmektedir. Yer yer onun dogma anlayisinin temeline dinamit korken gökyüzüne savrulan her bir parcasina, elini gözlerinin üstüne siper ederek günese karsi bakar ve savrulan her bir parcasini gülerek seyreder . Karmatilik Kurani gönül isi temelinde islevsiz hale getirir peygamberligin yerine ise Veli’ligi oturtturur.
Onun Kamil insan ve insanin Veli’lik derecesine ulasmasi icin nefsi kötülükleri yenerek bireysel cikarciligi asarak yeni insan tipini ortaya koymaktir ve bu amaci gütmektir.
Tanri’nin insan cemali’ne tecelli etmesi olarak algilanan bu teorik anlayis Hallac-i Mansur’da “ en- el hak “ diye kendini disa vurur.
Onun icindir ki, Halife Müstencid Billah (ölm.544/1150) ibn Sina (ölm. 428/1037 Ihvan Risale’lerini yaktirmis ve ona karsi savas baslatmistir.
Karmati Dai’ler cok iyi bir egitimde gecirildikler ve egitimlerini Darulhikme denen medreselerde gördükleri söylenir. Kitap okuma isi topluca gruplar halinde olur ve tartisilip sohbet edilir ve bu gruplara da “mecalis “ adi verilirdi.
Konusulan konular tamamiyle feslefeye tekabül bilgi hikmetiydi. Bu meclisler bes gruplar haline ayrilir ve görevlendirilirlerdi:
* Büyük seckin ve dostlar icin
* Devlet yöneticileri icin
* Siradan insanlar ve yolcular icin
* Kadinlar icin
* Sarayli kadin adaylari icin
Karmatilerde mal mülk edinme sadece techizat ve kilic üzerineydi ondan ibaretti. Onun disinda mülk edinebilmek gelenege aykiri oldugu gibi ayni zamanda yasakti. Her bölgede yiyecek ve gida maddeleri dagitan komiteler görevliydi. Bu komiteler 3 er kisilik Dai’lerden olusurdu.Dagitim esnasinda yoksullar ihmal edilmez , hamile kadinlarin hakki iki nefse sahip olduklari düsünüldügü icin iki pay verilirdi.
Finans kaynaklari ve dagilimi
* Tüm sosyal kurumlar ( isci, ciftci,zanaatkar ve tücarlar ) bütceden destek görürlerdi.
* Zekat, fitra disinda her ay 1 Dinar olarak ayda vergi alinirdi.Bu toplanan paralar kamu hizmetinde calisan sosyal faliyetler ve kalkinma icin sinai dallarinda kullanilirdi.
* Bilim ve egitim harcamalari bu bütceden karsilanirdi.
* Toplum bireyleri arasindaki ayricaliklar kaldirilarak esit hale sokulur ve baris dialogla saglanirdi ve kardeslik esas alinirdi.
* Kadin ile erkek arasinda cinsiyet ayrimi yapilmadan esitlik saglanir üretimde ve yönetimde esit statü korunurdu.
* Toplum bireyleri arasinda sözlesme haline gelen Karmati disindaki toplumlara karsi SIR larin ifsa edilmemesi esasti.
Karmati yönetimini olusturan kadro siralamasi El-Ihvani, el Ruhama ( seckin iyilik sever insanlar )
15-30 yas arasi; ögretiyi ve measi kavramaya egilimli kadro adaylari.
El-Ihvan,el-Fudala (erdemli kardesler)
30-40 yas arasi; Hikmeti kavrayan ve seckin ekip sefleri adaylari.
Muallim ve Mukarreb ( insanin en üst mertebesine ulasmis Veli ve ögretmenler )
50 yasin üstündeki, yas ve bas olgunlugu münasebetiyle kendini bilgiye kesiflere veren alimlerdir.
Hiyaresik siralamasi
Imam: Tanridan sonra gelen ilhamli erendir.
Hüccet: Imama bagli ve ona tabidir.
Zülmassa:ilmi emen kisi olup hüccete tabidir.
Ed-Dai el-Ekber :Seckin siradan insandir.
Ed-Dai el- Me’zun: Karmati örgütcüsü ve tayin edicisi davetci.
Mükabil:Mezun Dai’lere hizmet eden kisi.
Mümin: Dai’nin korumasinda olan en alt taraftar.(10)
Karmat,kelimesinin etimolojisi olarak Keramet söz kökeninden geldigi kanaatina vararak Kemal’e ermenin ikinci dogumla gerceklestigini görmekteyiz. Hicap( perde ) bir maddeden öte birsey degildir , bu perde kalktiginda kisiyi asan kozmik zihinsel suura erilir ki ikinci dogum olarak mümkündür deyip bu olguyu aciklamakta.Bu dogum olayi fikirsel dogustur cesedi dogus degil. Ve Yunusun dedigi „Ben“ dir.
Beni bende demen bende degilem bir ben vardir bende benden iceru... dur.
Kemal erismenin adi ikinci dogum olduguna göre onun önündeki 5 müstebit engel vardir.Bes negativ engel sunlardir: Gök,tabiat,yasalar,devlet,ihtiyac ve zaruret. Bu müstebitlerden kurtulmanin yolunun ibadetten gectigini ögütler.
Karmatilerin egemenliginin sonu h. 4, yüzyilin sonlarina dogru Abbasi saldirilari karsisinda, Fatimi’lerle aralarinin acilmasiyla ikinci düsman cephesinin patlak vermesi yasamlarinin acili sonunu hazirladi.Fatimi komutan Ca’fer b.Fellah tarafindan h.360 Sam’in isgali onlarin kötü kaderi oldu. Ele gecen bütün Karmatiler en agir iskencelere tabi tutularak korkunc sekilde idam edildiler.iste Hallac, bu agir iskenceyle öldürülenlerin kaderini paylasan üstadlardan birisidir.
Taberi, Karmatilerin hücrelerinden alinarak parca parca dogranilarak halka teshir edildigini ve koro halinde sokaklarda tekbir getirdiklerini yazmaktadir.(11)
Bu tekbir olayini Maras katliaminda ve Sivas katliaminda esefle izledik ve Islamdan nefret ediyoruz.Bu bas belasi Islam adeta yedi basli catal agizli bir ejderhadir ev basi ezilmedikce aydinligin yüzü görülmeyecektir.
Hallac-Karmati iliskisi
Bütün bu yazilanlardan sonra okuyucu Hallac üstadimizin Karmati ile ilsikisini daha acik net sekilde bir sekilde isteyecektir. Bu son derece hakli bir istek olmasi yaninda dogalligini kabul edecegiz. Kitap yakma insan dograma kültürüne sahip olan Islam egemen siniflarinin ve genel kültürünün geriligini düsünecek olursak belgeleri tahrip ettiklerini rahatlilkla söyledikten sonra, okuyucunun isteklerinin karsilanmasi icin yazacaklarimizin, belgeden öte yorum bilimsel irdeleme olacaktir.
Karmatilerin yasadigi bölgede büyük katliamlar yasanmis ve Islamin dogusu itibariyle devlet olusu akillara su soruyu getririp insani uyariyor: peki Din’in dogasina aykiri degilmi devlet ?
Mutlaka bu soruya cevabimiz evet olacaktir. Din bir dünyeevi sorunu degildir. Bu nedenle Hallac’in bir sufi oldugunu düsünecek olursak, basina gelenlerin kabul edilemeyeck kadar vahsiyat oldugunu söyleyecegiz.
Hallac’in ismi karsitlar tarafinadan „Karmati Papazi“olarak anilir. Papaz kelimesini bir tarafa birakirsak , egitim aldigi sufilerden Sehl b. Abdullah et –Tüsteri (ölm.283/896) den ders alan Hallac, iki yil kadar egitimi devam ettirmis.Daha sonra Basra’ya geldiginde Amr b.Osman el-Mekki ( 297/909)nin yaninda ders aldigini söylemistik. Bu nedenle ömrünün ileri ki dönemimde kendisini gelistirip ögretmenlerini astigini da mantiki olarak kabul ediyoruz. Insanin kendisini gelistirmesi ve derinlesmesi gayet dogal bir sonuctur. Hallac’in, Karmati ögrencisi oldugunu bilmekle birlikte Hacerülesved’in sökülmesi ve hacci adaylarina saldirmalari da baska bir gercek olduguna göre ; Karmati olmamasi icin sasilacak bir sey yoktur. Kendisi ölürken bile yeniden dogacagini ve insanin bir Hak oldugunu kendi cümlesiyle ``en el- hak ``sözü betimleyerek ifade etmistir. Bu su anlama geliyor; Tanri insan görünüsünde tecelli olur. Bu görüs islam inancina tümüyle aykiridir.
Alevilikte : Insan Tanridir, Tanri ise ölümsüz insandir. Söylemiyle örtüsür. Evet karmati ögretisi günümüz Aleviligidir.
Hallac’i sahiplenen bir takim Sii gruplar olmasina ragmen Y. Nuri Öztürk’te Türklere yakin oldugunu iyi iliskilerine dayandiriyor , ve devam ediyor : „Hallac, Türklerle son derece iyi gecinen , onlarin Islam’lasmasi icin büyük cilelere katlanan bir mistik tebligcidir. Hatta Hallac Türklerin ihtida babasi sayilir. „
Baska yerde ise yazdiklari su cümleden ibarettir: “ Bir noktanin daha altini cizmek istiyoruz: Abbasi yönetiminin , Karmatiligin en zorlayici döneminde Türkleri bir tür `` koruyucu ve kollayici `` rolüyle devreye soktugu ve onlara bir cok imkani cömertce sundugu bilinmektedir.Bir askeri unsur olarak Türkler , elde ettikleri imkanlar arasina Abbasi yönetimince saglanan bazi topraklari da katabilmislerdir. Bu durum , Abbasileri bas düsman bilen Karmatilerin Türklere iyi gözle bakmamalarina yolacmistir. „
O kadar komik bir iddia ki kendisini bir arastirmaci olarak begenmedigi Ibn Arabi’nin durumundan daha kötü ve gülünc hale getiriyor. Türklerin Karmatilerle savasini yazan kendisidir, nasil oluyorda Hallac hakkinda bu iddia’ya sahip olur onu kitabinda görmek mümkün degil. T.C. nin bir memuru olmasi ve resmi tezi savunmasi halinde kendisini anlamamak hic de zor degil. Üstelik Tv lerde tencere – tabak pazarlarken Turan Dursun gibi kisinin kaderine de bir not düselim. Hic bosuna Ibn Arabi ve Gazali’yi elestirmesi haksizdir.
Kaldi ki Selcuklular dönemine baktigimizda Ismaili harekati olan Alamutlular Nizami ül- mülk’ün gönderdigi Türk akincilari karsisinda görmüs bir cirpida dagitip komutanla birlikte bayragi da kaptirarak yiginla askeri esir vererek götün götün geri kacarak bozguna ugramis.
Durup dururken Hallac, neden Karmati yapmamisda da Türkleri Müslüman yapmak istemis (!) ? Bu Türkiye de at gözlügü takan aydinlarda görülen tek bir örnek degildir.
Olaya irkcilik mantigiyla bakmak düpe düz ortacag anlayisidir. Bu elbise Alevilere giydirilmek isteniyor bize, biz de bu elbisenin bize cok dar geldigini majestelere belirtmek isteriz.
Alevilik, Irklarin degil Kirklarin yoludur.
Fransiz yazar ve arastirmaci Massignon’a göre, Hallac’ ta Helenistik kültürü izlerinin mevcut olup, Islami düsünce Esmaül Hüsna disina tasmistir. Hallac’in kullandigi namus kavramini da Grekce Nomos’dan gelmektedir diye vurgu yapar.Bu Yunan izlerinin etkisini Tavasi’nin son bölümünde ( logos ) gördügünü izah eder. Hakk kavramini ise Aristo ve Platon eserlerinden etkilendigini minevver sekilde mantiki olarak inceler ayaklari üzerine diker.(12)
Hallac’in bu kültürü Sabbi olan Sabit b. Kurra’dan(ölm.332/943) tecrübe edindigininde göze carptigini aciklik getirir ve Ebu Bekr er-Razi’yide(ölm.320/932) buna ekler.(13)
Bununla birlikte Halac’a üstad diye hitab ettigi er-Razi’nin el- Havi adli eserine dayandirarak anar. Bir baska arastirmaci ve tarihci olan Mez’de, gnostisizm ( Irfancilik )le bagini kurarak bu tezi pekistirir.
HALLAC’TA YASAM KAYNAGI
Hallac’in yasam rengini aldigi ve cengini ilahilestirdigi ilham kaynagi gücünün baslica nedenlerinden birisi tekstil iscisinin oglu olmasdir. Bu sinifsal köken onun gövdesinin dal budak olmasini saglamis adeta Judas Baum gibi türlü türlü cicekler acmasi karsisinda, o günes isinlarinin altinda seyrine dalanlarin bakisina hayranlik kazandirmistir. O, 244/858 yilinda Beyza yakindan Tur kasabasinda dogmus, Mazdek inancini tasiyan dedenin torunudur. Hallac’i bize aktaran Islamci yazarlar mutlaka ki onun Kurani okudugunu ve ezberledigi anlatacaklar biz bunun dogru olmadigini söylemleriyle celistigini okuycular huzurunda anlatacagiz. Onun sinifsal kökeninin Hallac.(14)
olmasi dedesinin Mazdek olmasi ve Yunan filosofisinin etkileri bize neleri okuyup okumadiginin ip uclarini verir. O kadar farkli yazilar yazilmistir ki, adeta Halac’a haksizlik yapilarak ikinci kez bir baska asirlarda idam edilip bu sefer basi sokaklarada tekbirlerle gezdirilip ifsa edilmemis tersine yazilari ve ölümsüz eserlerine tecavüz edilmistir. inancina sahip olan dedesinin adi Muhamma’dir..(15)
Hallac ve diger derin kisilerin derinliginin ölcüleri baslica kaynagi daha kücük yastayken belirli kitaplarin ezbere okutulmasindandir. Bu konular Yahudi bilim adamlarinin neden fazlaligi üzerine bir sohbette bilincime carpmaktadir.
Bir Sigmun Freud, Karl Marx ve Einstein ve daha nice örnegini verecegimiz Jeniler ve bilim adamlarinin kökeni Yahudi’dir. Insanin Yahudi kökeninden gelmesinin nedeni irki degildir ve kalitim olayi olarak da yorumlanamaz. Sadece Yahudilerin inanclarina göre daha cocuklari 5 yasinda iken aileleri Tevrati ezbere ögretirler. Bu eylem ve tesvik cocugun beyninin training’ini gelistirip düsünce kapasitesinin hacmini dogrudan etkilemektedir. Bunu bir Hindistanli da yapsa ayni gelisme onlarda da görülür.
Gelelim Mansur’un mitolojik eylemine Islamci yazarlar göre dinleyelim. Hallac üc ziyaretten ilkini gerceklestirdigi Mekke yolculugu sirasinda köle ayaklanmalarinin ayak sesleri ve kilcilarin sakirtisi gökleri fet ediyordu. Hallac kendisini dini egitime ve edebiyata, felsefeye vermis kendisini gelistirmis artik ruhunu miraca yükseltmek sevdasindadir.Biz bu sözü eylem olarak algilyoruz ve meydan okuma olarak ekliyoruz.
Mekkeye gelisinin h. 270 yilinda tarihi Bagdad satirlarinda su tarihi izlenimler nakledilmistir: Ebu Yakup Nehr-recuri(ölm.330/941) eserinde söyle anlatmaktadir : Mekkeye ilk gelisinde Kabe’nin sahninda oturuyordu. Bir yil müddetle oturdugu yerden sadece abdest(yikanmak)almak ve tavaf etmek icin ayrilmistir . Ne günese aldiriyordu nede yagmura . Her yatsi vakti yanina bir cörekle bir testi su konuyordu.Bir cöregin dörtte biriyle birkac yudum su aliyor kalani geri ceviriyordu.
Bu cileli yasam ve perhiz hem görenleri saskina ceviriyor hemde insanlarin dünyasini alt üst eden carpici eylem olarak meydan okumak olarak karsitarina yanisyordu. Bu eylem kiyametin koparacaginin belirtileri olmali ki , Ibrahim b. Seyban söyle anlatiyor: Üstadim Ebu Osman el-Magribi (ölm.299/911) ile birlikte Amr b.Osman el-Mekki’ye gitmistik. Konusma sirasinda Ebu Kubeys tepesindeki bir gencten söz edildi.Biz oradan ayrilinca hemen Ebu Kubeys’e ciktik. Öglen sicagiydi. Tasin üstüne oturmus bir gencle karsilastik. Alnindan akan terler tasa dökülüyordu. Arkadasim bu manzarayi görünce bana : „ Hadi gidelim“ diye isaret etti.Vadiye indigimizde söyle dedi: Ömrün vefa ederse su adamin basina neler gelecegini görürsün. Oturmus Allahla ahmakca sabir yarisi yapiyor. Allah ona,tahamül edemiyecegi bir bela mutlaka verecektir.Bu gencin Hallac oldugunu ögrendik.(16)
Hallacin, bu demostratif eylemi seyircileri etkilemis sevenlerini büyüleyip , düsmanlarini ise kine bogmustur. Pir Sultan da oldugu gibi onunda son aninda dostlari düsman safina gecerek , ``her dostlukta düsmanlik yeserir ama her düsmanlikta dostluk yesermez `` sözünü tarihi olarak dogrular. Yine sükredelim ki Pir Sultana tas yerine gül atmislar ama Hallacin talihi daha acilidir; basini siriga takarak dolastirmislardir. Hallac büyük ihtimalle göklerinin derinliklerine bakislarini iterek cevresindekilerine siirlerini ve felsefi sözlerini secici kelimelerle beyan etmistir.O belagatli ve sözlerin zarafati onu ölümsüzlestirmistir.
Felegin oynadigi oyuna bakin ki Hallacin ögretmenlerinden olan, Amir b.Osman el-Mekki ve en zor günlerde imdadina kostugu Cüneyd el-Bagdadi karsi saflar gecmisti. Hallac artik zamanin kaldirmadigi aymazligin karsisinda hocalarindan göbek bagini keserek tarihin unutulmaz bilgini sifatina eriserek dogumunu saglamistir.Kamil Mustafa es-Seyb’in deyimiyle : `` Artik Hallac sadece kendi benligine güvenip dayanacak asamaya girmis bulunyordu ``
Biz bu cümleyi söyle ifade edecegiz ; `` Hallac, icini kurtlarin kemirip bosalttigi bastonlara degilde kendi icindeki güclü inanca dayanarak yolunu yürümüstür. ``
Bu yol, hak yoludur . Hak insanin kendi aklinin ve vicadinin sarsilmaz gücü olan adaletin ta kendisidir. O yollari yürüyen Nesimi ve Pir Sultan’i büyük bir sükranla aniyoruz.
(10) Veli ,65
(11) Aktaran Y. Nuri Öztürk. Sayfa 54
(12) Passion 1/242- 243
(13) Buradaki ünlü doktarlar Muktedir dönemimde saray tabipleridir.
(14) Hallac : yün ve pamuk temizlenmesi ve egretilmsi ve boyanmasdir.
(15)Passion1/54-55,139
(16) Massignondan aktaran Y. Nuri S.70
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder