Yillar önce su soru aklima gelmisti cocuklugumda ; ``Islam dini Yahudi’lere neden düsmandir ?``diye. Bu sorunun cevabida ayni sonraki yillarda kafamda sekillendi. Zit gibi görünen bazi olaylarin cogu zaman ayni benzerlikleri tasidigini görüyoruz. Tevratin kopyasi olan Kuran bu düsmanliklari yaparken kendi ilham kaynagini ``imha`` etmek istiyor bu tepkiyle. Bu kadar benzerlikler tesadüfü olamaz olmadigi gibi Muhammedin bu dini bilgileri kimden aldigi da biliniyor. Bu benzerliklerden yola cikarak Mansur tarihin ender bir unsuru olamadigi Isa’nin carmiha gerilisinde de görüyoruz. Isa’nin , Yahudi bagnaz tutuculuguna karsi oynadigi rol neyse Hallac’in oynadigi rol da oydu.
Talihin kötü cilvesine bakin ki Hallac gelecekteki ölümü üzerine su anlamli aciklamayi yapmis: ``Benim ölümüm Isa dini üzerine olacaktir.`` Hallac, ölümü üzerine toplanan Müslümanlara ölümüyle alay ederek , hos gelmis sefa gelmis dercesine su sözü sarf ediyordu : „ Öldürün beni ey Müslümanlar! Kanim size helaldir. Öldürün beni ki siz mücahit olasiniz, ben de sehit olayim.“
Ve büyük benzerlikle Isa’nin carmiha gerilisinde ki su sözü Hallac ta söylemistir: „ Ey rabbim ! Herkesi bagislayip affet! Herkesi affet ama beni bagislama . Bana , sen nasil istersen öyle muamele et! “ (17)
Hallac, takip edildigini anladigi andan itibaren saklanmaya baslar h.301 yilinda Sus’daki yerined bir kadin tarafindan ihbar edilir ve Ebul Hasan Ali b. Ahmet er- Rasibi adli komutan Hallac’i yakalar düsmani olan b>Hallac’i yakalar düsmani olan Vasit valisi Hamid b.Abbas’a teslim eder.
Hallac’in büyük babasi Muhamma bir Mazdek olunca Hallac’in ondan etkilenmemesi mümkün degildir, bu nedenle Türk yazar olan Yasar Nuri her nedense bunu es gecerek alakasi olmayan bir Türklüge illada yamamak cabasini gösteriyor.Mazdeklik kaldiki son derec adaletli ve derin feslefe tasiyan yüce bir ögretiydi. Kissaca bir özetle buna vurgu yapacagim :
.... Nitekim Roma imparatorlugu Commodus’un bile girdigi bu din, Hiristiyanlikla V. yüzyila kadar basariyla savasmistir. Bütün dinleri birlestirerek bütün insanligi tek ülküde toplamayi deneyen Iranli Mani’nin (216-276) etkili Maniseizmiyle birlikte tüm Iran felsefesi, belli , belli bir kaba toplumculuk karekteri göstermektedir. Özelikle I.S. V. ve IX. Yüzyillarda eylemsel alana sicrayan Iran toplumculugunun ana temalari insan esitligi ve mal ortakligidir.V. yüzyilin sonlarina dogru ortaya cikan Zerdüst din adami Mazdek’le 816 yilinda Mazdek kalintilarinin basina gecerek Babekiye mezhebini kuran Babek, bu düsünceleri savunarak eylemsel basarilar kazanmislardir. Nizamulmülk Siyasetname adli yapitinda söyle demektedir:
``Mazdek, mal arasinda ortaktir, diyordu.ü Cünkü insanlar , Tanri’nin kullari ve Ademin cocuklaridir. Her biri ihtiyacina göre ötekinin malini kullanmali ve hic kimse bu haktan yoksun kalmamalidir. Herkes malca esit olmalidir. Mazdek in bu sözleri üzerine herkes malini ortakliga koymustu …… Mazdek ödürüldükten sonra karisi Hurreme binti kade, adamiyla birlikte Medayin’den kacti. Rey kasabasina giderek halki kocasinin yoluna cagirdi. Pesine takilanlara Hurrem-din adi verildi... Hurrem-dinliler her yana dagildilar ve her kentte baska ad aldilar, her yerde bas kaldirilar. Batiniler onlarla birlikte oldu cünkü her iki mezhebin asli birdir.``(18)
Burada kültürü veya dini bir irkin üstün yani olarak göstereceksek ( ki yanlis bir anlayistir ) Arap irkinin malumu olan Islam ve Zerdüst dini’nin diger malumu olan Iran irkinin üstünlügü göze carpacaktir. Haliyle Türkcülere övünecekleri zirnik bile kalmiyor.
HALLAC VE GERILDIGI HAC
Hallac, tutuklanip deve üstünde sakali tras edilmis olarak yola cikarildi. Koltuklarinin altndan Hac’a baglanmis sekilde, yarli gövdeye sahip iri yari bir adam olarak Bagdat’a vardiginda ana cadde üzerinde dizilmis Müslümanlar kalabalik halinde bekliyorlardi. Sehirde fisilti halinde dolasan sessizligin hüküm sürdügü ve rüzgarin tek bir yapragi kipirdatmadigi o anda bir firtnanin koptugu görüldü sanki.Saginda solunda develerle sarilmis muhafiz askerlerin arasinda bir deve ve muhafizlar uzaklarda göze carpiyordu.
Yolun daralip uzaklarda kesistigi yer olan ufuktan gelen bu kafile görülmeye basladiginda bir ciglik koptu sanki. Öküz gibi ögüren bir sesle karasakalli bir müslüman bas bas bagirmaya basladi: “ Iste Karmati Papazi , görmek isteyenler gelsin ortaya! “ dediginde, diger canilerden tekbir sesleri yükselmeye basladi “Allahu ekber!” diye.
Hallac, yaklastikca büyüyen iri yapili bedeni uzaklardan secilmeye basladi. Bu kafile grubu arasinda Hallac dimdik durup ve gözlerini gökyüzünün derinliklerine dikmis bakiyor ve dudaklari arasinda heceledigi etkili sözlerini, bir ok misali havada dans ettirip düsmanlarinin kalbine sapliyordu
Sehrin herbir yerinde degisik alanlarda günlerce agaca asilarak teshir edildi. Bu teshir sonucu akabinde hapishane hayati basladi. Tam tamina 8 yil 7ay 8 gün .
Halacin, karizmatik kisiligi ve bilgisinin derinligi , sözlerinin dogrulugu hapishane hayatindayken bile düsmanlarinin kimi zaman hayranligini kazanirken onlari ayni zamanda cileden cikariyordu.
Hallac tutuklandigi andan itibaren hemen idam edilmemesinin belirli nedenleri var idi. Bu nedenlerin baslicasini olusturan güvenlik sorunu ile abluka altinda olduklari gercegiydi. Fatimiler ve Karmatiler gün be gün Abbasilerin etrafindaki cemberi daraltmaktaydi. Böylesi bir idamin kendileri icin büyük bir tehlike olacagini fark ettikleri anda diplomatik bir koz olarak bu karti elllerinde tuttular. Hallacin tutuklandigi yil Iskenderiye’yi isgal eden esgal Fatimiler’dir
Daha sonra Tunusa kadar uzanan Fatimi zaferleri Bagdat’i cileden cikariyordu adeta. Bu arada Karmatilerin Basraya
girdiklerinide hatirlatmakta yarar var. Daha dogrusu Hallacin idam edilmesi risklerinden bir taneside ic karisikliklar kaygisi idi.
Hapishane hayati sanildigindan da ziyade daha iyi bir etki yaptigi söyleniyor. Kissacasi bu hapisahane yasami universite rolü yapmis ve kendisini daha üst seviyeye tasiyacak bilgiye erismesini saglamis, “Kitabu’t – Tavasin “ adli eseriyle kendisini günümüze tasimistir. Es-Siyasetu ve’l Hulefa adli eseri zamanin Halifesi olan Muktedire ögüt olarak sunulmustur.
Ali b.Isa’nin kitapligindan cikan Hallac’in eserlerinden digeri ise; “Tuhfetu’l-Umera fi Tarihi’l-Vüzare”adli yapittir.
Ayrica sanigin kacmamasi icin cok iyi egitimden gecirilmis korumalar da dahil onlarca hapishanenin degistirilmesi bile carpici bir gelismedir Abbasilerin lehine. Hatta bir keresinde Hallac’i kücük düsürmek icin bir kizi anlasmali olarak cezavine sokarak kendisini tecavuz etmek üzere üzerine abandigini ve ani uyanisi ile farkettigini , bunun üzerine Hallac’in, “ seni namaz icin uyandirmaya gelmistim! “ komplosunu iftira ile tertiplemis kiza söyletmislerdir. Kaldiki Hallac’in bu tariate 65 yasinda oldugu iddia ediliyor.
Hallacin bir diger özelligi ise I.S 216-276 yillarinda yasayan Partli Mani’ ye benzerligi idi. Hallacta dini ve felsefi bilgisi disinda hekimlik meslegi oldugu söylenmekte ayrica Halife Muktedir’e hapishanedeyken tedavi konusunda yardimci oldugu ilave edilmekte.
Mani ile Hallac’in bu benzerligi nedenini biraz irdelersek ikisininde Zerdüst geleneginin etkisini görebiliriz. Kaldiki büyükbaba olan Muhamma bir Mazdek’ti. Bir insan düsünün ki kusaktan kusaga süre gelen inancinin izini tasimadan bir cirpida onun etkisinden kurtulsun. Arastirmacilar bu konuda tarafli bakarak Hallacin bu yönünü inkar edip vurgu yapmazlar. Amac Hallaci Arap ve Türk yapmak gayretidir. Hallac, insanligin merkezini olusturan anadan üryan irk elbisesini soyunmus bir dehadir.
Hallac idam edilmeden önce dostlarindan Ahmet b.Ata ile “Hallacin hizmetici” namiyla taninan Sakir’in de üstadi aleyhinde konusmadigi gerekcesiyle boynu ucurularak öldürülmüstür.
Öyle agir sistematik bir iskence uygul anladi ki Hallac’a, adeta TC nin bugünkü iskencesini aratmayacak türden bir iskenceydi. Onu görüsmeciler önüne cikarirken sacini sakalini yolarak görüstürüyorlardi. Bu iskence metodu, sanigi manevi olarak ruhen cökertmek amacini tasirken, moral degerlerini alt üst ederek kendisini ayakta tutan ic dayanaklarini tümüyle tahrip etmekti.
“ Hallac, son 5 ay icinde, sadik dostlari olan Ahmet b.Ata ile sufi bilgin Ibn Hafif disinda hic kimse ile görüstürülmüyordu. Ancak Hamid zaman zaman Hallac’i, bir araya getirdigi bazi insanlarin önüne cikarip rezil etmekten geri kalmiyordu. Bu durumlarda Hallac, saci -sakali cok kücültücü sekilde yolunup, toplananlar önüne cikartiliyordu. “(19)
CiLECiLiK
Hallac , ilk olarak yemeden icmeden kendini dünya nimetlerinden maaf tutmak ve icin cileli yasami ile ortaya cikmis. Kendisini bilgi olarak birinci asamada donatip hitap adami olarak kitle karsisinda eylem yapmistir. Bu Cile yasaminin tarihte Mansur’la baslamadigina dikkat cekerek bir alintiyi okuyucunun bilgisine sunacagiz: Cilecilik ;“ (Os. Züht, Zühdü takva; Riyazed,Zühdiyye, Zahitlik, Kesislik; Fr. Ascetisme, Al. Asketlik, Ing. Ascetizm; It. Ascetizmo)
Tinsel benligini yüceltmek icin tensel beniligini yok etmeye yönelen islemlerin tümü.. Yunanca idman anlaminda askesiz sözcügünden türetilmistir. Törebilmisel anlamda, dünya zevklerini kücümseme temeline dayanan bir ahlak ögretsidir. Gizemcilikte cilecilik üc asamada gerceklesir : Bilgisizlerin cileciligi din bakimindan haram sayilanlardan, bilgisizlerin cileciligi yeterinden fazla olanlardan, ermislerin cileciligi Tanridan gayri herseyden vaz gecmektir. Dinsel alanda cogu delilerin ermis sayilmasi, cilecilerin kendilerine aci cektirme isi delilige vardirmalarindan ötürüdür. Cilecilik deyimi ilkin antik cag Yunanlilarinca kullanilmistir. Özellikle kini’ler asiri cileciydiler. Hint Brahmaciligi ve Budaciligi de cilecilik ögelerine dayanir. Hiristiyanciligin ilk caglarinda cöllerde tek baslarina yasayan tarik-i dünya ( dünyayi terk eden )’lar cileci kesislerdi. Hiristiyan aleminde ortacagda da Katolik kilisesinden umut kesip iclerine kapanan Hiristiyanlar cilecilige siginmislardir. Islam gizemciligindeyse cilecilik cok yaygindir ve bircok tarikatlarin temel ögesidir. Islam tarikatlarinin coguna cile sinavinda basari kazanarak girilir,bilgiye erismenin ilk adimi da cile cekmektir. Ilkellerde de cile törenleri ( Fr. Les rites ascetques ) yaygindir. Örnegin Avusturalya ilkellerinde gencler dinsel yasama girebilmek icin ormana cekilirler, oruc tutarlar ve hic kimseyle konusmazlar, uykularini gittikce kisitlarlar. Bütün bu cilecilerin amaci dogal kisiligi yok ederek insansal kisilikle yeniden dogmaktir: Topluma besin saglayabilmek baska toplumlarla dögüsbilmek icin genclerin güclü ve dayanikli olmalari gerekmektedir. Cileciligin temelinde bu gibi nedenlerde yatar . Toplumbilimci Durkheim, ilkellerin genellikle aciyi kutsal saydiklarini , bir örgeni acitmanin o örgene kutsallik sagladigina inandiklarini yazmaktadir. Les Formes Elementaris de la Vie religiuese (1912) adli yapitinda söyle der : “ Oysa acinin kutsallik verdigi inanci yeni dinlere özgü sayilir. Kuskusuz, tarih boyunca aci cesitli bicimlere bürünmüstür.. Örnegin Hiristiyan acinin ruhu temizledigine, yücelttigine inanir. Ilkel Avusturalyali bedeni etkiledigine , yasam gücünü artirdigina sac ve sakallari gürlestirdigine, kaslari sertlestirdigine inanir. Her iki inancta acinin , insanin bedensel tinsel gücünü artirdigi temelinde birlesmektirler. (20)
(17) Passion 1/68
(18) O. Hencerlioglu
(19) Aktaran Yasar Nuri S. 88
(20) O. Hencerlioglu
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder